Akın Gürlek’in malvarlığı tartışmasında son durum: Kim haklı?

20.03.2026 medyascope.tv

20 Mart 2026’da medyascope.tv'de yaptığım değerlendirmeyi yayına Gülden Özdemir hazırladı

Merhaba, iyi günler, iyi bayramlar. Bayramda da durmuyoruz. Yayınlara devam ediyoruz. Ve bugün Akın Gürlek'in mal varlığı tartışmalarında nasıl bir noktaya varmış olduğumuz üzerine görüşlerimi anlatmak istiyorum. Malum salı günü Özgür Özel bayağı iddialı birtakım çıkışlar yaptı, belgeler gösterdi, ID numaraları söyledi vesaire ve en üst maaşla 190 yıl çalışsa alabileceği miktarda bir mal varlığından bahsetti. Kimileri satılmış ama kimilerinin hâlâ elinde olduğunu söyledi. Ve çok önemli bir çıkış yaptı. Aslında bunu daha önce dile getirmişti. Akın Gürlek Cumhuriyet Başsavcısıyken de çok konuştu. Birtakım yatlardan bahsetti. Sonra yönetim kurulu üyeliğinden vesaire sürekli bir Akın Gürlek takibi vardı. Bakan olduktan sonra da ‘‘Mal varlığını açıklasın yoksa ben açıklayacağım.’’ dedi. Hatta orada insanlar ilk mitingde açıklayacak sandı ama ne zaman yaptı? Salı günü bu açıklamayı yaptı ve hemen ardından Akın Gürlek cevap vermeye başladı.
Şimdi birtakım hususları özellikle vurgulamak lazım. Bir, Özgür Özel'in kendisi hakkında birtakım iddialarda bulunacağını Akın Gürlek biliyordu. Yani hazırlıklıydı. İki, zaten Cumhuriyet Başsavcısıyken hele Adalet Bakanıyken kendisine yöneltilebilecek mal varlığı suçlamaları ile ilgili her türlü belgeye ve bilgiye çok kolay ulaşabilecek bir durumda Akın Gürlek, bunu da biliyoruz ve elinde de çok geniş bir medya desteği var. Siyasi iktidarın medya desteği var. Bütün bunlarla birlikte eğer Özgür Özel bu iddiaları dayanıksız bir şekilde dile getirmişse bir anlamda harakiri yapmış anlamına gelecekti. Neden? Diyor ki: "Şu kadar evin, taşınmazın var." diyor. Akın Gürlek de net bir şekilde devletten edindiği birtakım belgelerle, bilgilerle bunların asla böyle olmadığını, kendisinin işte şu kadar mal varlığı olduğunu söyleyecek. Medya da, kendi medyası da buna acayip destek verecek ve olay kendi lehine kapanacak ve söyledikleri gibi CHP'nin ve kendisinin sonunu getirecekti Özgür Özel. Ömer Çelik de böyle demişti. Akın Gürlek de böyle demişti.
Tabii orada bir şey var; ‘‘Elinde belge varsa git yargıya başvur’’ ki onu daha önce bir yayında değerlendirdim. Bu çok komik bir şey. Yani Adalet Bakanını adalete şikayet edecek. Türkiye'de adalet diye bir şey kalmadı zaten. Ama ne oldu? Bir ekran görüntüsü, web tapu üzerinden "Benim sadece dört taşınmazım var." dedi ve noktayı koyduğunu sandı ama konmadı. Sonra bakanlığa giderken bir basın açıklaması yapacağı söylendi ama bu tertipli bir şeymiş. Anadolu Ajansı, galiba TRT, üç mikrofon kendisine uzatılıyor. Soru belli. İftiralar hakkındaki görüşü belli. Orada bir şey söylüyor ve ondan sonra da işi ‘‘Muhittin Böcek, Muhittin Böcek'ten Özgür Özel para aldı, baz kayıtları... Zaten Muhittin Böcek itirafçı olacaktı. Zamanı gelince konuşacak.’’ gibi Özgür Özel'in söyledikleriyle doğrudan bağlantısı hiç olmayan... Diyelim ki söyledikleri doğru, apayrı bir olay. Yani şunu demeye getirdi: "Sen benim üzerime gelirsen ben de senin üzerine giderim." Zaten üzerime gidiyormuş. Belli ki bütün bu baz kayıtları şunlar bunlar, bir de itirafçı olacaktı, zamanı gelince söyleyeceği gibi bir bakandan duyulması çok yadırgatıcı şeyler duyduk. Bu da aslında esas konu hakkında söyleyeceklerinin çok fazla olmadığını bize gösterdi.
Bu arada Özgür Özel de birtakım ek belgeler paylaşmaya başladı. İşte vergi ödemeleri, başka şeyler ve şunu söyledi: "Başka deliller de var. Onların da sırası gelebilir." diye de bir şeyi çok net bir şekilde özellikle dün Saraçhane'de Medyascope dahil birçok yayın kurumuna ayrı ayrı verdiği röportajlarda bu konuda kendinden çok emin bir Özgür Özel gördük. Peki Akın Gürlek ne yapıyor? Adem Metan adında bir içerik üreticisi, öyle diyorlar, gazeteci değil, onun YouTube yayınına çıkıyor ve hayatını anlatıyor; çocukluğunu, işte babasının nasıl camide rahatsız edildiğini, meydanlarda adı söylendiği için, böyle bir tablo çizmeye çalışıyor. İşte nasıl yoksulluk içerisinde büyüdüğünü, bu arada ders notlarını alıp bunları parayla sattığını, çok övünülecek bir şeymiş gibi... Yani bunu okul okuyan herkes bilir. Yani bir sınıf arkadaşınız size parayla not satarsa o sizin arkadaşınız olmaktan çıkar. Neyse, bunları anlatarak kendine bir imaj yaratmaya çalışıyor. Ve bu arada — hani ne denir; burası çok önemli, Erdoğan'ın dediği gibi — bugüne kadar iktidar mensuplarının pek yapmadığı bir şeyi deniyor. Muhalif olarak bilinen bazı gazetecilere bu konuda kulis bilgisi aktarıyor, aktartıyor ya da. Ne deniyor: ‘‘Akın Gürlek'e yakın kaynaklar diyor ki: ‘En fazla 3 ya da 4 taşınmazı var.’’’ Bunu zaten Akın Gürlek açıkladı. Yani burada kaynak ne bilgisi veriyor olabilir? Yani ekstradan ne bilgi veriyor olabilir?
Şimdi bir de şöyle bir şey var, onu özellikle vurgulamak lazım. Yakın kaynaklardan aldığınız bilgi o kişiyi aklamak içinse orada bir frene basacaksınız ya da debriyaja basacaksınız, hadi öyle diyelim. Bunu mesela yapıyor olması bence çok anlamlı. Bunu bir yere not edin. Çok anlamlı. Şu ana kadar kaç kere böyle şeye tanık oldunuz? Muhalif bilinen yayın organlarına çıkıp da kendini savunan ya da muhalif bilinen gazeteciler üzerinden kendini aklamaya çalışan... Niye bunu yapıyor? Bir, kendi medyası ya da iktidar medyasının hiçbir inandırıcılığı yok. Oradakiler mesela diyor ki: "Lüksemburg'da deniz yok. Orada nasıl yat olur?" diyorlar ve Lüksemburg'un marinasının yat ticareti için ne kadar önemli merkez olduğunu 5 dakikada insanlar size gösteriyor. Buna benzer başka bir yığın böyle alelacele yapılmış olan savunmalar var. Hiçbir inandırıcılığı yok. Ama muhalif bilinen gazetecilerin bir ağırlığı var. Öyle bir ağırlık ki hem muhalif kesime hem de iktidar yanlısı kesime yönelik bir ağırlık. Yani bir muhalif bilinen gazeteci: "Akın Gürlek'in 3-4'ten fazla malı yokmuş, öyle diyor ona yakınlar." dediği zaman iktidar yanlıları da ona güveniyor. Diyor ki: "Bu bile böyle diyorsa öyledir." Tabii orada şöyle bir husus var: Bunu söyleyen gazeteciler aynı zamanda Özgür Özel'in iddialarını da söylüyorlar, ek olarak yakın kaynak; ama bu yakın kaynak meselesi gerçekten bana göre Akın Gürlek'in çok şeye ihtiyacı olduğunu gösteriyor.
Tekrar başa dönelim. Adalet Bakanısınız ve ana muhalefet lideri sizin hakkınızda iftira atmış, öyle diyorsunuz. Arayıp da bulamadığınız bir şey. "Bu onun sonunu getirecek." diyorsunuz. Çıkartırsınız belgeleri. Hatta o muhalif dediğiniz kanala çıkarsınız. Hatta karşınıza CHP'den birisini çıkartırsınız. Dersiniz ki: "Arkadaşım, şuradaki ev diyorsunuz, bakın o ev Ali bilmem nenin üzerinde. Buradaki ev şu." dersiniz ve olayı bitirirsiniz. Ve olayı bitirirken de aslında Özgür Özel'i de bitirirsiniz ama onun yerine, ‘‘Manisa'da benzin istasyonunda Muhittin Böcek’le ne yaptığını biliyorum’’ ya da ‘‘Ben çocukken şöyle yapardım, şu dizide, ‘Ekmek Teknesi’nde figüran olarak kahvede oynadım.’’ İşte yakınınızdaki kişiler ‘‘Ya abartıyorlar, en fazla 3-4 tane şeyi var.’’ ya da ‘‘İşte görüyorsunuz web tapuda gözüküyor’’ diyerek Özgür Özel'i en azından şu ana kadarki aşamada hiç de öyle tekzip edebilmiş gözükmüyor ve o anlamda da Özgür Özel'in iddiaları hâlâ çok önemli. Bir savcı, bir yargı mensubu; çünkü daha önce hakimlik yapmış, sonra bakan yardımcısı olmuş, sonra başsavcı olmuş vesaire. Böyle bir kişi bu kadar parayla nasıl ilişkili olabilir? Hepimizin kendi deneyimleri var. Meslek hayatımız, ailemizden kalanlar ya da kazandıklarımız, şu bu. Herkes bunun ölçüsünü yapabilir. Yani herkes der ki, yani mesela birçok insan kirada oturuyor ama ev sahibi, diyelim ki iki tane evi var. Bunların nasıl olduğunu birisi size sorduğu zaman açıklayabilirsiniz. Burada şu ana kadarki yapılan açıklamalar bir gazeteci olarak ama aynı zamanda bir vatandaş olarak beni kesinlikle tatmin etmedi. Bu iddiaların doğru olduğu anlamına gelmez. Ama an itibarıyla Özgür Özel güçlü bir şekilde suçluyor. Hem Akın Gürlek'le birebir ilişkisinde hem de siyaseten önde gözüküyor. Bundan sonrası nasıl gelişir onu bilemiyorum ama tekrar söylüyorum; zaten bilinen bu açıklamaya hazırlıklı olan, hazırlıklı olduğu da anlaşılan Akın Gürlek'in verebildiği cevaplar tatmin edici cevaplar değil.
Evet, ithaf... Çarşamba gecesine gidelim ve bir Galatasaraylı olarak kahrolduğum gece; Liverpool'dan 4 yedik. Ama şu pozisyon, evet, Salah'ın penaltısını kurtardı Uğurcan Çakır, 1-0 iken, çok çarpıcıydı. Ben statta maç izlerken etrafımızdakilere şaka yollu "Amca oğlum" diyorum ama akrabalığım yok. Uğurcan, Trabzonlu bir babanın, Antalyalı bir annenin Antalya'da doğan ve İstanbul'da büyüyen bir çocuğu. Kaleci. Kaleci olması ayrıca benim için önemli. Ben de kendimce ortaokuldayken kalecilik yapmaya çalışırdım. Öyle söyleyeyim. Uğurcan 96 doğumlu ve Trabzon'da oynamaya başlaması, belli bir aşamadan sonra 1461 Trabzon altyapısından Trabzonspor'a geçiyor. Orada başarılı şeyler yaptıktan sonra Milli Takım’a seçiliyor ve Trabzon'da kaptan. Muhtemelen yakın bir süreçte Galatasaray'da da kaptanların arasına girecektir. Ve şunu çok iyi biliyorum. Sezon başı transferler oluyor. Kaleci, gitti bizimki ülkesine, Muslera, Galatasaray'da. Kimi alacak? Birtakım isimler var. Ederson'un adı geçiyor vesaire ve Ederson'u Fenerbahçe aldı. Trabzon Onana diye bir başka kaleci aldı ve Galatasaray kimi aldı? Uğurcan'ı aldı. Ve aldığı para bayağı yüksek bir miktar. Toplam KDV dahil 33 milyon euro ve kıyamet koptu. ‘‘Bu para eder mi? Şöyle böyle...’’ falan dendi. Açıkçası Galatasaraylılar da işkillenmedi değil.
Ama sonra baktık ki bambaşka bir şey oluyor. Aslında bu olay bende, yani ben de ilk başta çok inanmayanlardandım ama sonra izledikçe, hele sahada canlı izledikçe gerçekten amcaoğlunun çok iyi kaleci olduğunu gördüm. Ama en son Başakşehir maçında korner pozisyonu, bakın tam bizim önümüzde oluyor, top çıktı; hakem, yan hakem, orta hakem "out" dedi ama Başakşehirli oyuncular itiraz etti "korner" diye ama "out" dedi ve Uğurcan çıktı. Maç 0-0 yani Galatasaray 2-0 önde, 3-0 önde değil, 0-0. Dedi ki: "Hayır, benden çıktı." dedi. Gerçekten centilmenliğin böylesi çok rastlanacak bir şey değil. Orada dedim ki: "Bu Uğurcan'a bir ithafın sırası geliyor." Ve çarşamba gecesi izleyince, bakın bu Şampiyonlar Ligi bu turda oynanan iki maçlarda 18 kurtarış yapmış. Son maçta çarşamba günü 11 kurtarış yapmış tek başına, ki birisi Salah'ın penaltısı. İkinci sırada gelen kaleci, üç kaleci var başka takımların, onların iki maçtaki toplamı 11. Yani Uğurcan sırf son Liverpool'daki maçta yaptığı kurtarışla diğerlerinin önüne geçiyor ya da onlarla eşitleniyor. Şimdi tekrar dönelim. Herhalde Uğurcan gider. Öyle gözüküyor ve gitsin de. Yani bir Galatasaraylı olarak "Kalsın ve jübilesini bizde yapsın." derim ama gideceğe benziyor. Çünkü görüyorum yabancı medya, UEFA'nın kendisi vesaire sürekli artık bir Uğurcan. Artık tanınıyor. Şu anda Türkiye'de top oynayan, yurt dışında oynayan, Kenan gibi birtakım isimler biliniyor ama Türkiye'de top oynayan Türk futbolcular içerisinde Avrupa'da, dünyada bilinen çok az isim var. Uğurcan’a helal olsun. Kendisini gerçekten çok tebrik ediyorum ve onun başarılarının devamını diliyorum. Evet, iyi bayramlar. Söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.



Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
22.03.2026 Milli Görüş’ten geriye ne kaldı?
21.03.2026 Beyaz Toroslu savcı ve “devlette devamlılık esastır”
20.03.2026 Akın Gürlek’in malvarlığı tartışmasında son durum: Kim haklı?
19.03.2026 19 Mart’ın birinci yılı: Kim ne kazandı, ne kaybetti?
18.03.2026 “Varsa bir belgesi gitsin yargıya”
17.03.2026 İBB davası sertleşiyor
16.03.2026 Mehmet Altan ile Türkiye’nin Gidişatı (18): Savaş uzarsa neler olur? | İBB davası ve hukuk
16.03.2026 Ekrem İmamoğlu’nun zorlu sınavı
15.03.2026 Ali Şeriati’ye saldırılar ve İslamcı düşüncenin çöküşü
15.03.2026 Diyelim ki Kürt devleti kuruldu…
22.03.2026 Milli Görüş’ten geriye ne kaldı?
22.09.2024 Ruşen Çakır nivîsî: Di benda hevdîtina Erdogan û Esed de
17.06.2023 Au pays du RAKI : Entretien avec François GEORGEON
21.03.2022 Ruşen Çakır: Laicism out, secularism in
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı