Özgür Özel AKP’lilerin aklını çelebilir mi?

15.04.2026 medyascope.tv

15 Nisan 2026’da medyascope.tv'de yaptığım değerlendirmeyi yayına Gülden Özdemir hazırladı

Merhaba, iyi günler. Ankara'dan iyi sabahlar. Dün Ankara'da yine Meclis'te grup toplantılarını izledim. Üç parti de yaptı. MHP, DEM Parti ve Cumhuriyet Halk Partisi. İlginç bir şekilde üç partinin de genel başkanı konuşmalarının önemli bir bölümünü tarım ve gıda sorununa ayırdılar. Bahçeli iktidarı eleştirmeden, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları'yla CHP Genel Başkanı Özgür Özel tabii ki iktidarı eleştirerek bu konuya girdiler. Bir şekilde savaş meselesi de gündemde vardı. Bir diğer husus Bahçeli'de değil ama DEM Parti ve CHP'de Gülistan Doku olayının yeniden gündeme gelmesi meselesi ve soruşturma açılması, gözaltılar, önemli isimlerin gözaltına alınması meselesi vardı. DEM Parti ve CHP bu olayları çok takdir ettiklerini bir şekilde söylediler. Desteklediklerini söylediler. Takipçisi olduklarını söylediler. Ve tabii orada Özgür Özel'in söylediği husus çok önemliydi. Yeni Adalet Bakanı Akın Gürlek, bu şeyi yaparak eski adalet bakanlarına, kim bunlar; Abdulhamit Gül var, Bekir Bozdağ var ve en son Yılmaz Tunç, bunların kapattığı dosyaları açtığını söyledi ve AK Parti'yi kendi içerisinde bir tartışmaya sürüklemek istedi. Ama ben bugün esas olarak onun konuşmasında çok kısa bir bölüm var, bunun üzerine bir şeyler söylemek istiyorum. Önce onu bir dinleyelim, sonra devam edelim.
Özgür Özel: ‘‘Buradan AK Parti'de siyaset yapan ama siyaseti siyaset gibi yapmak isteyenlere söylüyorum. Ya atanmışların ve hanedanın iktidarı için bu ayıba ortak olacaksınız ya da otokrasiye karşı demokrasi mücadelemizde bizimle birlikte olacaksınız.’’
Evet, doğrudan gelin beraber demokrasi için savaşalım diyor. Bu ilk defa yaptığı bir şey değil. Mitinglerde çok yaptı benzer çıkışları. İlk duyduğumda şaşırmıştım, 19 Mart'tan sonra İstanbul'daki izlediğim mitinglerde, İzmir'de de izledim, orada da. AK Partililerin içerisinde siyaset yapanlara, gençlere bazen doğrudan hitap ediyor. Onları yanına çekmeye çalışıyor. Peki bu mümkün mü? AK Parti'de siyaset yapan isimler gerçekten bir şeylerden rahatsızlar mı? Bir arayış içindeler mi? Bugüne kadar benim gördüğüm ve bugün mesela AK Parti grubunu da izlemeye gideceğim, orada tanıdıklarım, eskiden beri tanıdığım birtakım milletvekilleri, yöneticiler de var; onlar da bir şeylerden hep şikâyet ederler. Yıllardır böyledir. Ekonomiden şikâyet ederler. Siyasetten, adaletten, demokrasi, işte hapse atılan gazeteciler için üzüldüklerini söylerler. Ama bunları hep sessiz bir şekilde yaparlar. Açık bir şekilde AKP'de bir çıkışa tanık olmazsınız. Çünkü bu olay, film hâlâ sürüyor onlara göre, gemi hâlâ yolda onlara göre. İşte bu Özgür Özel'in yapmaya çalıştığı şey geminin aslında yolda olmadığını göstermeye çalışıyor. Diyor ki; artık o gemi bitti. Orada ona bindiniz, gidebildiğiniz kadar gittiniz. Artık onunla yola devam edemezsiniz.
Peki burada nasıl bir sorun var? Onlara başka bir gemi gösterebilmeniz lazım. Diyor ki: bizimle beraber demokrasi. Sizinle beraber ama hangi sizinle beraber? Şu anda Cumhuriyet Halk Partisi gerçekten iktidara geldiğini, gelmekte olduğunu gösterirse o zaman birtakım kopuşlar olabilir. Şunu söylemeye çalışıyorum: AKP'den insanların ayrılabilmesi için, kopması için, seçmen bir yere kadar ama esas olarak orada siyaset yapan isimlerin kopması için bu filmin bittiğine inanmaları lazım. Mesela Macaristan'da bu oldu. Macaristan'da Orban'ın yanında yıllarca siyaset yapan bir isim iki yıl önce ondan ayrıldı. Bir parti kurdu, yollara düştü ve bütün muhalefeti peşinden sürükledi. Burada hem kendisinin bu işi yapabileceğini gösterdi hem de karşı tarafın devrinin kapandığını gösterdi. Ama AKP'ye baktığımız zaman iki parti çıktı oradan: Gelecek ve DEVA. İlk çıktıklarında bayağı bir ilgi uyandırdılar ama sonra hızlı bir şekilde etkisizleştiler. Çünkü bir şekilde bir hesaplaşma içine girmediler. AKP'nin, Erdoğan devrinin kapandığını gösteremediler ve kendilerinin yeni bir dönem başlatacağına insanları ikna edemediler. Şimdi CHP bunu nasıl yapacak? AKP tabanında zaten CHP'ye karşı tarihsel bir mesafe var. Alerji de var. Bunları aşmak imkânsız değil ama çok zor. Ve burada en önemli husus da Erdoğan. Erdoğan, AKP ne yaşarsa yaşasın Erdoğan'ın belli bir gücü muhafaza ettiğini anketlerde bize gösteriyor ve dolayısıyla Cumhuriyet Halk Partisi'nin öncelikle yapabilmesi gereken şey Erdoğan'a karşı bir isim çıkarabilmek.
Ekrem İmamoğlu bu anlamda çok önemliydi ve zaten 19 Mart bunun için oldu. Şimdi CHP'nin ya da muhalefetin Erdoğan'ın yerine seçime girebilecek, girince kazanacak, kazanınca ülkeyi yönetecek bir ismi gösterebilmesi gerekiyor. Macaristan bir isim üzerinden yürüdü, partisi vardı vesaire ama bir isim üzerinden yürüdü. Türkiye'de Ekrem İmamoğlu ismi bir yere kadar geldi ve bir yerde çok sert bir müdahaleyle karşı karşıya kaldı. CHP'nin önünde böyle bir sorun var. Yani AK Parti tabanından insanları, AK Parti kadrolarından insanları yanınıza çekebilmeniz için sizin önünüzün açık olduğunu gösterebilmeniz lazım. Ama nereye kadar açık? İş çok zor. Ve şimdi yine malum mutlak butlan davası da var yine gündemde ve Erdoğan belli ki Akın Gürlek'i Adalet Bakanlığı'na getirerek bu süreçleri yeniden hızlandırmak isteyecek. Çok zor. Bence Özgür Özel'in yaptığı doğru. Onlara seslenmek, onların yaralarını deşmek doğru ama üstüne bir şeyler koyabilmesi lazım. Bu çağrıların şu aşamada cevap bulabilmesi imkânsız. Şu aşamada imkânsız. Ama bu zorlukları bir şekilde aşabilirse Cumhuriyet Halk Partisi, merakla onu bekliyoruz, o zaman işte o geçişler pekâlâ olacaktır.
Evet, bugünün ithafını bir büyük sanatçımıza, Muazzez Abacı'ya yapmak istiyorum. Geçen Müzeyyen Senar'la Türk Sanat Müziği’ne bir giriş yaptık, şimdi de Muazzez Abacı. Benim kuşağımın bayağı bildiği bir isim. Yani 1960'ların sonlarına doğru kendini gösteren, 2000'li yıllara doğru adım adım yükselen ama 2000'li yılların başında bir süre ara verdi. Birçok kişi ara verdi. O garip bir şekilde Türk Sanat Müziği’nin kara dönemi gibi bir şey oldu. Daha sonra tekrar çıktı Muazzez Abacı karşımıza ve geçen yıl 12 Kasım'da kızını görmeye gittiği ABD'de kalpten yanılmıyorsam, hızlı bir şekilde önce hastaneye kaldırıldığı haberi geldi, sonra ölüm haberi geldi. İlginçtir geçen Ingrid Bergman'dan bahsetmiştik, onunla aynı kader; doğum gününde ölmüş Muazzez Abacı da. 78 yaşında, 12 Kasım doğum günüymüş aynı zamanda. Evet, Hasan Heybetli, yeraltı dünyasının bir zamanlar ünlü kabadayısı. Hasan Heybetli ile iki kere evlendi. Bir evlendi, kısa süre sonra boşandı. Sonra bir daha evlendiler, bir daha boşandılar. Bu aşk hikâyesi de başlı başına ilginç bir öyküydü. Biz o zamanlar bunları büyük bir ilgiyle takip ederdik. İki ayrı dünya gibi gözüküyor ama ben açıkçası yakıştırıyordum birbirlerini fakat yürütemediler. İki kere denediler, yürütemediler. Evet, buradan Muazzez Abacı'ya saygılarımı iletmek istiyorum. Kendisini rahmetle anıyorum. Ankara'dan söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.



Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
19.04.2026 Mansur Yavaş’ın “topluca bir karar almamız gerekiyor” çağrısının anlam ve önemi
18.04.2026 Gülistan, Rojin, Rabia, Nadira, Burak ve diğerleri
17.04.2026 Okul saldırıları: Tabii ki siyasi
16.04.2026 Kindar nesil
15.04.2026 Özgür Özel AKP’lilerin aklını çelebilir mi?
14.04.2026 Çözüm sürecini esas olarak Öcalan’ın statüsü sorunu tıkıyor
13.04.2026 Netanyahu ve diğer İsrail yöneticileri niçin Erdoğan’ı hedef alıyor?
12.04.2026 CHP muhalefette niçin yalnız kaldı?
12.04.2026 Türkiye normalleşebilecek mi?
11.04.2026 Sürecin ve Türkiye’nin Demirtaş’a ihtiyacı var
19.04.2026 Mansur Yavaş’ın “topluca bir karar almamız gerekiyor” çağrısının anlam ve önemi
22.09.2024 Ruşen Çakır nivîsî: Di benda hevdîtina Erdogan û Esed de
17.06.2023 Au pays du RAKI : Entretien avec François GEORGEON
21.03.2022 Ruşen Çakır: Laicism out, secularism in
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı